Özellikle; kamu düzeni kavramı
6325 sayılı HUAK’ta m.1.(2)’de “Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır” denilmiş, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m.27/1’de ise “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” düzenlemesine yer verilmiştir. 6325 sayılı HUAK m.1(2) madde gerekçesinde; “kamu düzenine ilişkin olan ve dolayısıyla tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmalarına olanak vermeyen hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulmasında, arabuluculuk kurumuna müracaat edilemeyecektir.” denilmiş, Anayasa Mahkemesinin; 2012/94 E, 2013/89 K sayılı ve 2012/94E, 2013/89K sayılı kararlarında da, kamu düzenine atıf yapılmıştır. İlgili maddeler, madde gerekçesi ve Anayasa Mahkemesinin kamu düzenine atfı bir arada değerlendirildiğinde; arabuluculuğa gidilmemiş olsaydı, taraflar kendi iradeleriyle, üçüncü bir kişinin irade beyanına muhtaç olmadan ihtilafı çözebiliyor ise kamu düzeninden sayılan hususun ihtilafı arabuluculuğa elverişsiz hale getirdiği ileri sürülemeyecektir. Özetle; arabuluculuğa elverişlilik kapsamında, kamu düzeni kavramının, tarafların tasarruf serbestisi olan alanın dışında kalan ihtilaflar şeklinde tanımlamak mümkündür. Hal bu iken yargılamada dikkate alınan ve kamu düzeninden sayılan pek çok husus, arabuluculuk bakımından ihtilafı elverişsiz kılmayacaktır[1]
Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olabilmesi için özel hukuk kaynaklı olması gerekir. Dolayısıyla dava konusu olduğunda, davanın görülme yeri İdare Mahkemeleri olan uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığı aşikârdır. Örneğin, kamu hastanelerinin hizmet kusurundan kaynaklanan davaların görülme yeri İdare Mahkemeleri, açılacak dava ise 2577 sayılı İYUK uyarınca dava tam yargı davasıdır. Bu türden bir uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir. Buna karşın İdarenin özel hukuk kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerinden dolayı çıkan uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişlidir. Örneğin, kamu hastanesinin hekime karşı rücu etmesi halinde, bu davanın görülme yeri hukuk mahkemeleri olup bu türden bir uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması, İş Kanunu kapsamında istihdam edilen işçi ile doğan uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olması, kamu kurumunun yaptığı kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olması sayılabilir. Yine 657 sayılı DMK m.4/b uyarınca işe alınan sözleşmeli personel ile kurumu arasında ihtilaf doğması halinde, idare mahkemeleri görevli olup, arabuluculuğa elverişli kabul edilemeyecektir. İhtilafın özel hukuk uyuşmazlığı olup olmadığı konusunda tereddüt hâsıl olursa, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarından faydalanılmasının önem arz edeceği unutulmamalıdır.
[1] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi: 17.06.2020
Esas No: 2020/932 – Karar No: 2020/5773
Kararı İncele