Her ne kadar başvuru formunda belirtilen ihtilaf konuları bakımından taraflar arasında müzakerenin gerçekleştirildiği varsayılabilse de, arabuluculuk sürecinin sonuçlandırılmasına ilişkin usul ve esaslar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK)’nda açık ve emredici biçimde düzenlenmiştir. Nitekim HUAK m.20/2 ve 3 hükümlerinde, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya sürecin nasıl sonuçlandığının son tutanak ile belgelendirileceği, bu tutanağın arabulucu ile birlikte taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatları tarafından imzalanacağı; tutanağın taraflarca imzalanmaması hâlinde ise sebebi belirtilmek suretiyle yalnızca arabulucu tarafından imzalanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı düzenlemede ayrıca, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği ve arabulucunun tutanak ve sonuçları hakkında taraflara gerekli açıklamaları yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
Bu emredici düzenleme ile birlikte arabulucunun görevini özenle yerine getirme yükümlülüğü de dikkate alındığında, son tutanakta yalnızca sürecin sonuçlandığı yönündeki genel bir ifadeye yer verilmesi yeterli görülmemelidir. Aksine, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların ayrı ayrı belirtilmesi gerekmektedir. Bununla da sınırlı kalınmamalı; süreç içerisinde ortaya çıkan ve uyuşmazlığın değerlendirilmesi bakımından kritik öneme sahip hususların da son tutanakta yer alması sağlanmalıdır. Bu çerçevede özellikle; taraflara ulaşılamaması hâlinde hangi iletişim yollarının denendiği, tarafların usulüne uygun biçimde bilgilendirilip bilgilendirilmediği, arabulucunun tarafsızlığından şüphe uyandırabilecek hâl ve şartların bulunup bulunmadığı, böyle bir durumun varlığı hâlinde tarafların bu hususta bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve tarafların buna rağmen arabulucunun görevi sürdürmesini birlikte talep edip etmedikleri gibi hususların son tutanakta belirtilmesi önem arz etmektedir.
Zira HUAK Yönetmeliği’nin 10/2. maddesinde, arabulucunun arabuluculuk faaliyetine ilişkin işlem ve eylemlerin doğru uygulandığını göstermek amacıyla sürecin başlangıcından sona ermesine kadar önemli hususları belgelendirmekle yükümlü olduğu açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla son tutanak, yalnızca sürecin sonucunu gösteren bir belge olmayıp, aynı zamanda arabuluculuk faaliyetinin usule uygun şekilde yürütüldüğünü ortaya koyan önemli bir kayıt niteliği taşımaktadır[1]. Nitekim öğretide ve yargısal içtihatlarda da benzer yönde değerlendirmeler yapılmaktadır[2].
Diğer taraftan, tarafların hak kaybına uğramaması bakımından müzakere edilen konuların son tutanakta açık biçimde yer alması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle başvuru formunda ihtilaf konusu olarak açıkça belirtilmemiş olsa dahi, müzakere edildiği son tutanaktan anlaşılan hususlar bakımından dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru koşulunun yerine getirilmiş sayılacağı kabul edilmelidir[3].
Uygulamada tartışma yaratan bir diğer husus ise, taraflardan birinin son tutanağa yazılmasını talep ettiği bir hususa diğer tarafın itiraz etmesi durumunda arabulucunun nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğidir. Bu noktada HUAK m.17/3 hükmü, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir.” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm karşısında, kanuna, genel ahlaka veya adaba aykırı olmamak kaydıyla taraflardan birinin tutanağa geçirilmesini talep ettiği bir hususun, diğer tarafın istememesi nedeniyle tamamen dışlanması isabetli olmayacaktır.
Bu nedenle, taraflardan birinin yazılmasını talep ettiği hususun son tutanağa geçirilmesi; buna karşılık diğer tarafın bu hususa yönelik itiraz veya şerhinin de ayrıca tutanakta belirtilmesi, hem tarafların beyanlarının doğru ve eksiksiz biçimde kayda geçirilmesini sağlayacak hem de tutanağın taraf iradelerini gerçekçi biçimde yansıtmasına imkân verecektir.
[1] Arabuluculuk Daire Başkanlığının 70188868 sayılı yazısı incelendiğinde, bir arabulucu hakkında yapılan şikâyet üzerine verilen kararda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun çeşitli hükümlerine atıf yapıldığı görülmektedir.
Bu kapsamda;
- HUAK m.2/b hükmünde arabuluculuk; tarafların birbirlerini anlamalarını ve çözümlerini kendilerinin üretmelerini sağlamak amacıyla, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen, sistematik tekniklerin uygulandığı ve ihtiyarî nitelikte bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tanımlanmıştır.
- HUAK m.11 uyarınca arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği şekilde aydınlatmakla yükümlüdür.
- HUAK m.15/1–3 hükümlerine göre arabulucu seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe belirleyebilirler. Böyle bir belirleme yapılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların taleplerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini sağlayacak usul ve esasları dikkate alarak süreci yürütür.
- HUAK m.17/2–3 hükümlerinde ise arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşıp anlaşamadıkları veya sürecin nasıl sonuçlandığının bir tutanak ile belgelendirileceği; bu tutanağın arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatları tarafından imzalanacağı, imzalanmaması hâlinde ise sebebi belirtilmek suretiyle yalnızca arabulucu tarafından imzalanabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, tutanağa faaliyetin sonucu dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği ve arabulucunun bu tutanak ve sonuçları hakkında taraflara gerekli açıklamaları yapacağı hüküm altına alınmıştır.
Belirtilen hükümlere atıfla, arabulucunun toplantı yapılmadan önce uyuşmazlığın mahiyetini öğrenmek ve arabuluculuk sürecine ilişkin bilgilendirmede bulunmak amacıyla taraflarla ön görüşme yaptığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle ilgili arabulucunun uyarılmasına karar verilmiştir.
[2] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi: 10.09.2019
Esas No: 2019/6226 – Karar No: 2019/15522
Kararı İncele
[3] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi: 07.11.2023
Esas No: 2023/12189 – Karar No: 2023/16654
Kararı İncele