Arabulucunun Sorumluluk ve Yükümlülüğü
6325 sayılı HUAKm.8 “Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir.”, m.9 (1) “Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.”, m.15 (1) “Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.”, m.17 (3) “Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar ve taraflar hazır değilse her türlü iletişim vasıtasını kullanarak hazır bulunmayan tarafları bilgilendirir.”, m.18 A (2) “Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.”, 6325 sayılı HUAK Yönetmeliği m.24 (3) “Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir.” hükümleri bir arada gözetildiğinde; arabuluculuk toplantılarına davet için mevzuatta özel bir usul öngörülmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin; 03.05.2023 tarih ve 2021/8659 E. 2023/2668 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; arabuluculuk davetlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanununa tabi olmadığı, büro tarafından kendisine verilen bilgileri kullanarak bilgilendirme ve davete ilişkin işlemleri yerine getirmiş olmasına rağmen taraflara ulaşamamış ve ulaşamama nedenini son tutanakta belirtmiş olması koşulu ile faaliyetin usulüne uygun yürütüldüğünün kabulünün zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak
- Adliye arabuluculuk bürolarının, arabulucunun talebi üzerine; MERSİS, MERNİS, GSM, GİB, SGK, İSKİ, DERBİS, YÖK, MEB, TAKBİS, nüfus kayıt tablosu, yurt içi/dışı işyeri adresi, posta çeki, adli sicil kaydı, e-tebligat, banka sorgularını yapabilmekte iken söz konusu araştırmanın talep edilmemesi,
- Taraflarca verilen bilgilerin dikkate alınmaması,
- Büro ve taraflardan alınan bilgiler çerçevesinde araştırma yapılmış olsa da son tutanakta; taraflara ulaşmak için hangi araştırmaların yapıldığı ve hangi yolların denendiğinin, ayrıntılı açıklanmaması hallerinde arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütüldüğünden söz edilemeyecektir.
Nitekim; gerek ilk derece, gerekse bölge adliye mahkemelerinin aynı yönde değerlendirme yaptığı, araştırmanın elde mevcut tüm verilerin kullanılmaksızın neticelendirilmemesi ya da taraflara ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemlerin son tutanakta ayrıntılı belirtilmemesi hallerinde, usulüne uygun yürütülmüş arabuluculuk olmadığından bahisle davanın reddine dair karar verdiği görülmekte olup, bu hallerde, taraf vekillerinin ve arabulucunun; tazmin, disiplin ve cezai sorumluluğunun doğabileceği ve meslektaşlarımızın mağduriyetinin söz konusu olabileceği değerlendirilmektedir.